WWW.ABSTRACT.XLIBX.INFO
FREE ELECTRONIC LIBRARY - Abstract, dissertation, book
 
<< HOME
CONTACTS



Pages:   || 2 |

«KARABAĞ HASRETİ Dr. Erdal KARAMAN Qafqaz Üniversitesi, Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bakü/Azerbaycan ...»

-- [ Page 1 ] --

KARABAĞ HASRETİ

Dr. Erdal KARAMAN

Qafqaz Üniversitesi, Filoloji Fakültesi

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Bakü/Azerbaycan

erdalkaraman@yahoo.com

ÖZET

Karabağ, Azerbaycan’ın en güzel yerlerinden birisidir.

Bugün Ermenistan işgali altında bulunan bölge tarih boyunca

Türklerin yaşadığı bir mekân olarak temayüz etmiştir.

Ermenistan’ın, bölgeyi işgal etmesiyle birlikte binlerce insan mülteci durumuna düşmüş, yurtlarını terk emek zorunda kalmıştır.

Bu çalışmada, Karabağ hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra mültecilerin yurtlarına olan özlemi ele alınmıştır.

Anahtar kelimler: Azerbaycan, Karabağ, hasret, şiir.

ABCTRACT

Karabakh is one of the beautiful places in Azerbaijan.

Nowadays being occupied by Armenians during the historical period this region has been inhabited by Turkic people. After occupation Karabakh by Armenia thousands people became refugee and had to leave their homes. In this research firstly shortly given information about history of Karabakh and then about aspiration of refugee to their lands.

Key words: Azerbaijan, Karabakh, nostalgia, poem Kür ve Aras ırmakları arasında bulunan Karabağ, Azerbaycan’ın en güzel yerlerindendir. Bu güzel belde, sözü edilen yönüyle, Dicle ve Fırat ırmakları arasında yer alan eski Babil’le benzerlik arz etmektedir. Ilıman iklime, zengin bitki örtüsüne sahip olan bölgede hayat, taş devrinden beri aralıksız olarak devam edegelmiştir.1 Bölge, İskitlerden beri Türklerin yaşadığı bir mekân olarak tarihteki yerini alırken, havasının güzel olması, tabii güzelliklerinin diğer bölgelere göre farklılık arz etmesi, bu vilayetin, birçok Türk sultanı tarafından kışlak olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Bundan dolayı Karabağ, İlhanlılar, Timurlular, Karakoyunlular zamanında olduğu gibi Akkoyunlular döneminde de yerli meliklerin hüküm sürdüğü bir belde olarak tarihteki yerini alır.2 Tabii güzelliğinin yanında stratejik öneme de haiz olan Karabağ, tarihte, bölgedeki güçlü devletlerin sürekli üzerinde mücadele ettikleri bir mekân olmuştur. Kafkasların coğrafi konumu, Rusya ve İran için çok önemlidir. O dönemde, İranlı komutanların ve Şah’ın düşüncesine göre Şuşa, fethedilmesi mümkün olmayan kale, Güney Kafkasya’nın anahtarı; Ruslar için de bu şehir, İran'a açılan kapı olarak telakki edilmekteydi. Bu bakımdan her iki devlet bölgeyi ele geçirmek için askeri, siyasi ve diplomatik bütün yolları kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. Şayet, İran, Karabağ'da hâkimiyet kurabilirse, bütün Güney Kafkasya’yı kendi etki alanına almış olacak, bu düşünceyi gerçekleştirdikleri takdirde kendilerine Rusları bölgeden atabilme fırsatı doğacaktır. Aksi takdirde, Ruslar bölgeye sahip olursa, değil Aras'ın kuzeyindeki hanlıklar için, bu durumda İran için de büyük bir tehdit olacaktır. Bu hesaplaşmada Ruslar, İran'a göre askeri açıdan daha güçlü olduklarından bölgede etkili olmaya başlarlar.3 Büyük bir imparatorluk hayaliyle sınırlarını genişletme çabasında olan Rusya, bir taraftan bu amacı gerçekleştirmek suretiyle sıcak denizlere açılmaya çalışırken, 4 diğer taraftan da, bölgede kargaşa çıkartarak, Kafkaslardaki nüfuzunu artırmak için gayret gösterir. Bu hedefe ulaşmak için en önemli araç Ermenilerdir. Azerbaycan Türklerine karşı Ermeniler, Ruslar tarafından her zaman desteklenir. Ermenilerle Ruslar arasındaki ilişkiler her ne kadar çok eskiye dayansa da, I. Petro zamanında bu dostluğun her iki tarafın menfaati doğrultusunda daha da geliştiği görülmektedir.5 Rusların bölgede yürüttükleri siyasetin daha iyi anlaşılması açısından I. Petro'nun bölgeyle ilgili düşüncelerini dile getirdiği vasiyetnamesini zikretmekte fayda vardır. I. Petro'nun 1725 yılında yazdığı vasiyetnamede, Rusların doğuda izleyecekleri siyasetin yönü belirlenir. Bu vasiyetnamede Rusya'nın sınırları; kuzeyde Baltık denizine, güneyde sıcak denizlere kadar olmalıdır. Bu amaca ulaşmak için de, daima Türklerle İranlılar arasında fitne ve fesat salmak gerekir. Rusya’nın kargaşa çıkarıp bölgede aktif şekilde yer almasını sağlamak amacıyla Şii-Sünni ihtilafı güzel bir vasıtadır.

Rusların yürüttüğü siyaset zamanla meyvesini verir, İran ve Osmanlı devleti, Kafkaslarda uzun süre mücadele eder. Bu durum, kuzeyde her geçen gün güçlenen, daha sonra bölgede uzun süre varlığından söz ettirecek olan Rusya'nın işine gelir. Osmanlı-İran savaşlarından en karlı çıkan taraf, hiç şüphesiz, Çarlık Rusyası olur.

Bu savaşların devam ettiği dönemde Ruslar, sessizce Volga civarına yerleşirler. Daha sonra da Astrahan'ı alarak Azerbaycan'a komşu olurlar. Bu durumdan memnun olmayan Osmanlı devleti, harekete geçse de, yeterince hazırlıklı olmadığından, somut bir başarı elde edemez. Kafkaslara hâkim olmak isteyen Rus Çarı I. Petro (1689–1725), Volga kıyısında ve Hazar denizinde bölgeyi ele geçirmek maksadıyla bir donanma kurar. I. Petro, bu arzusunu Prut savaşında Osmanlı'ya yenildikten sonra gerçekleştirmek ister; bu amaca ulaşmak için 1715'te, İran'ın zayıf olduğu bir dönemde, Kafkaslara girer. Kafkas halkları Rusların yayılmacı politikasından rahatsız olduklarından Osmanlılardan yardım isterler. Bunun üzerine Osmanlı devleti harekete geçer, I. Petro'ya verdiği bir ültimatomla Rusların Kafkaslarda ilerlemesini durdurur. Fakat bu durum kalıcı olmaz. Yine bu dönemde İran'ın içişlerindeki kargaşadan istifade eden Rusya, Azerbaycan'ı ve Kafkasların büyük bir bölümünü ele geçirir.6 I. Petro’nun vasiyetnamesinin tamamı incelendiğinde Gürcistan’ın ismi geçmekte; fakat Ermenistan zikredilmemektedir. O dönemde henüz Ermenistan kurulmamıştır. Ruslar, Kafkaslarda daha etkili olmak amacıyla Ermenileri bölgeye yerleştirmeye başlarlar.





Ruslar, farklı dönemlere ait nüfus verilerinden de çıkarılacağı gibi, Karabağ bölgesinde Ermeni nüfusunun artırılması için her zaman gayret gösterirler. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi için her fırsatta Ermeniler desteklenir. XIX. yüzyılın başlarında Kafkaslarda görev yapan Rus yetkililer, Rusya'da bulunan Ermenilerin yaşadıkları yerler tespit edilerek, nerede yaşadıklarına bakılmaksızın, Azerbaycan'a gelmeleri için yetkililerden gerekli şartları sağlamalarını talep ederler. 7 Bu gayretler zamanla meyvesini vermiş; Kafkaslarda, özellikle de Karabağ vilâyetinde, Ermeni nüfusu sürekli ve planlı bir şekilde artırılarak, bölgenin Ermenilere ait olduğu iddiasına varacak kadar ileri gitmiştir.

Bundan cesaret alan Ermeniler, her fırsatta Kafkaslarda soykırıma girişirler. Bu faaliyetlerinin merkezi de Azerbaycan olur. Ermeniler, tarihte görülmemiş zulümleri Azerbaycan Türklerine her bölgede uygulamaya başlar. 1905 yılında, Bakü'deki soykırımı, Azerbaycanın diğer vilâyetlerine, Nahçivan'a, İrevan'a, Zengezur'a, Gence'ye ve Karabağ'a da yayarak, bu bölgede yaşayan binlerce insanı vahşice öldürürler. Hadiselerin gerçekleştiği dönemde Şuşa, Çavanşir, Cebrayil ve Zengezur vilâyetlerinde yetmiş beş, İrevan ve Gence vilâyetlerinde ise 200'den fazla köy dağıtılır; meskûnları da katledilir. Her ne kadar 1905–1907 yıllarında Ermeniler güçlü olmasalar da 8, Rusların gelişmeler karşısında yavaş hareket etmeleri ve isyancılara yardımcı olmaları Ermenilerin işini kolaylaştırır.

Karabağ'da olan olaylar her geçen gün Rus yetkililerine bildirilse de, Ruslar, olayların önlenmesi yönünde herhangi bir teşebbüste bulunmak istemezler, yetkililerin ısrarı üzerine bölgeye yüz kişilik bir kuvvet gönderirler. Onlar da Karabağ'da asayişi sağlayacaklarına halka zarar verirler. Çıkan olaylar sırasında üç kişinin ölümüne sebep olurlar.9 1918’lerde Ermeniler, Azerbaycan halkına olan düşmanlıklarını daha da artırırlar. Bolşevik iktidarını kurmak bahanesiyle Ermeniler, Bakü'de, Şirvan'da, Kuba'da, Lenkeran'da, Kürdemir'de elli binden fazla insanı öldürür. Şamahı kazasında elli sekiz köy dağıtılır, yedi bin erkek, 1653 kadın, dokuz yüz altmış beş çocuk yaralanır. Guba'da yüz yirmi iki, Dağlık Karabağ'da yüz elli, Zengezur'da yüz on beş köy yerle bir edilir; halk büyük bir soykırımla karşı karşıya kalır. İrevan vilâyetinde iki yüz on bir köy ateşe verilir.10 Tarihi şehir Şuşa, Ermeniler tarafından kuşatılır; fakat halk şehri kahramanca savunduğundan işgalciler bu şehre giremez.11 Ermenilerin saldırgan tavırları bununla kalmaz. Sovyetler Birliği’nin yıkılma sinyalleri verdiği dönemlerde, Ermeniler, Karabağ bölgesinde gizli gizli teşkilatlanmaya başlarlar. Karabağ eylemlerinin ilk başladığı yıllarda, 1987'nin sonu 1988'in başlarında, Azerbaycan’ın ve Ermenistan'ın, Sovyetler Birliği ittifakında yer aldığı dönemde, Ermeniler Azerbaycan Türklerine karşı terörist faaliyetlere başlar. 1989–1994 yılları arasında Ermeniler, Azerbaycan'ın farklı yerleşim yerlerine 4000 kez saldırıda bulunurlar. Bu saldırlar sonucunda 1523 kişi hayatını kaybederken, 3072 kişi yaralanır, 311 kişi de Ermeniler tarafından esir alınır. Bunun yanında 14014 büyük ve küçükbaş hayvan halkın elinden alınır, 1488 ev, 90 araç, 11 otobüs, 6 uçak, 7 tren Ermeniler tarafından tahrip edilir. Bu rakamlara Hocalı'daki kayıplar dâhil değildir.12 Ayrıca Karabağ'ın işgaliyle Azerbaycan, 72 bin hektar topraktan elde ettiği 200 bin ton tahıldan, 730 bin ton üzümden, 4 bin ton tütünden, 20 bin ton etten, 100 bin ton sütten mahrum kalmak suretiyle ekonomisi zarar görür.13 Ermeni saldırılarıyla, Azerbaycan'ın 1000'e yakın yerleşim yeri işgal edilir, bu topraklar Azerbaycan'ın topraklarının 1/4'nü teşkil etmektedir. Bu savaş sonucunda Ermenistan'dan, Karabağ'dan ve Karabağ'a yakın yerleşim yerlerinden binlerce insan mülteci durumuna düşer.14 İşgal

sonucunda mülteci durumuna düşenlerin sayısı illere göre şöyledir:

Hocalı 26 Şubat 1992, 6.000 kişi, Şuşa 8 Mayıs 1992, 30.000 kişi, Lâçin 17 Mayıs 1992, 30.000 kişi, Kelbeçer 31 Mart 1993, 60.000 kişi, Ağdam 23 Temmuz 1993, 150.000 kişi, Cebrail 30 Ağustos 1993, 60.000 kişi, Fuzuli 22 Ağustos 1993, 110.000 kişi, Kubadlı 1 Eylül 1993, 60.000 kişi, Zengilan 28 Ekim 1993, 60.000 kişi.

Bugün Azerbaycan’ın farklı yerleşim yerlerinde, Karabağ ve çevre illerden zorla çıkarılan insanlar, çok çetin şartlar altında yaşam mücadelesi vermekteler. Yurdundan yuvasından zorla göçe zorlanan Karabağlılar, üniversitelerin yurtlarında iki kişi için hazırlanan tek odalı mekânlarda aileleriyle birlikte zor şarlar altında yaşamaktalar. İkliminin ve tabii güzelliğinin insanı büyülediği, cennet-asa bir yerden, Karabağ gibi güzide bir beldeden, zorla çıkartılan insanlar, bugün yurt odalarında yuvalarına dönecekleri günün özlemiyle hayata bağlanmakta, bir gün, hayallerini süsleyen vuslat müjdesini alacakları günü beklemekteler.

Kendilerini ziyaret ettiğimiz mültecilerin birçoğunda yurdundan yuvasından koparılmanın vermiş olduğu ıstırabı, sıkıntıyı, yüzlerindeki çilenin ve ıstırabın dışa yansıması diyebileceğimiz çizgilerde okurken, ziyaretimiz sırasında mültecilerin, çok zor şartlar altında yaşamalarına rağmen, misafirperverliklerini nümayiş ettirmeleri gözden kaçmıyordu. Bu manzaralar karşısında, masum insanların yurdunu yuvasını zorla ellerinden alanlara karşı nefretimiz bir kat daha artmakta, kendi hallerinde hayat süren insanlara reva görülen zulme karşı insanların sessiz kalmalarına bir anlam verememenin burukluğuyla, bu coğrafyada uygulanan çifte standarda karşı dudak bükmekten başka birşey yapamamanın ıstırabını, yüreğimizin derinliklerinde hissetmekteyiz.

Karabağlılar, Ermenilere bile, tarihte kendilerine o kadar zulüm etmelerine rağmen, kapılarını açmışlar, uzun yıllar aynı ortamda, huzur ve güven içerisinde hayatı paylaşmışlar. Onların geçmişte yaptıkları taşkınlıkları unutmuşlar, yıllarca bir arada barış içerisinde yaşamışlar. Bu derece iyi niyete malik insanlara, Ermeniler, fırsat yakaladıklarında ellerinden gelen en ağır zulümleri yapmaktan geri kalmamışlar.

Mültecilerle konuşmaya başlayıp sohbetiniz biraz ilerledikçe, birçok insanın, bu beldeden ayrıldıktan sonra vatan hasretine dayanamadığından, Karabağlıların ifadesiyle, üreği dözmediğinden ″kalbi dayanamadığından″ vefat ettiğini öğreniyoruz. Kendileriyle görüştüğümüz mülteciler, önce başlarından geçenleri anlatmaktan imtina ediyorlarlar. Daha sonra yüreklerinde unutulmaz acı bırakan olayları, bir bir hatırlayıp anlattıkça, sanki on on beş yıl geriye gidip aynı günü yaşamış gibi duygulanarak, yaşadıklarını heyecanla anlatmaya başlıyorlar. Ermenilerin yapmış oldukları akıl almaz işkenceleri gözyaşları içerisinde bize aktaran Karabağlılar, olaylar olalı bunca yıl geçmesine rağmen yaşanılan sıkıntıların etkisinden kurtulamamışlar.

Karabağ’dan ayrılan her insanın gönlüde bir sızı kalmış. Bu savaşta bazıları anne babasını, bazıları da çocuklarını kaybetmiş. Bazıları da yaşanılan kargaşa anında, yürüyerek onlarca kilometre yolu, kışın soğuğunda, katetmek zorunda kalmış. Yurtlarını mecburen terk etmek zorunda olan birçok mülteci de bu arbedede kaybolmuş, bir iki yıl geçtikten sonra, Azerbaycan’ın bir köşesinde ortaya çıkmış. Aç susuz ölümün pençesinden kaçan bunca insan, kışın dağlarda ağaç kabukları yiyerek, kar sularından içerek ölümle mücadele etmişler. Bu zorlu imtihanda onlarca insan hayatından olurken, kurtulanlar da kendilerini hayata bağlayan bazı bağların koparılmasının sıkıntısıyla hayatlarını devam ettirmek zorunda kalmışlar.



Pages:   || 2 |


Similar works:

«SZÍNEK AZ ORVOS KÖLESÉRI SÁMUEL ÉLETMÜVÉBEN KÓTAY PÁL A Moribunda Transilvania, a Metamorphosis Transilvaniae és az átmeneti kuruc-labanc világ alakjainak legtöbbjével oldottan, nyíltan, bizalommal társaloghatok. Megkérdeznek, meghallgat­ nak. Álomtalan óráimon emlékeztetnek, tanítanak, bátorítanak. Vallanak. Hivatásom és művelődéstörténeti múltunk egyes alakjai első találkozásunk alkalmával megra­ gadnak és kísérnek életemen át. A hely, az idő,...»

«HIPPOKRATÉSZ ÉS A BIOKLIMATOLÓGIA írta: Dr. KÉRDŐ I S T V Á N (Budapest) zázadunk, s különösen az utolsó évtizedek nagyarányú S t e c h n i k a i és tudományos fejlődését f i g y e l e m m e l kísérve, a legtöbb m a i ember a l i g h a gondolna a r r a, h o g y évezredekkel ezelőtt megírt művek olvasása bármi újat, v a g y felhasználhatod nyújtana időszerű problémáinak megoldásához. Valóban, h a az ókornak akár a l e g n a g y o b b tudósa is h i r t e...»

«A Common Life -1st Chapter The Proposal Father Timothy Kavanagh stood at the stone wall on the ridge above Mitford, watching the deepening blush of a late June sunset. He conceded that it wasn't the worst way to celebrate a birthday, though he'd secretly hoped to celebrate it with Cynthia. For years, he'd tried to fool himself that his birthday meant very little or nothing, and so, if no cards appeared, or cake or presents, that would be fine. Indeed, there had been no card from Cynthia, though...»

«two 2011 NEWSLETTER Electrochem2011: Electrochemical Horizons Special Issue September 5-6, 2011 The University of Bath, United Kingdom Serving Electrochemical Science, Technology and Engineering within the catchment of The Royal Society of Chemistry and The Society of Chemical Industry Published by the SCI Electrochemical Technology, the RSC Electrochemistry and the RSC Electroanalytical Sensing Systems Groups © [2011], all rights reserved. Contents Editorial 3 Electrochem2011 : Programme 4...»

«Fachbereich Sozialwissenschaft Politics der Konstruierung des Wohlfahrtsstaates in Taiwan – das Beispiel der Alterssicherung Dissertation Zur Erlangung der Doktorwürde durch den Promotionsausschuss Dr. rer. pol. der Universität Bremen vorgelegt von Chen, Ming-Fang Bremen, 15. Mai 2009 Gutachter Prof. Dr. Stephan Leibfried Prof. Dr. Winfried Schmähl Kolloquium Termin: 30. März 2009 To my parents Inhaltverzeichnis I Übersichtensverzeichnis XII Abbildungsverzeichnis XIV...»

«Hanqing “Chevy” Fang, PhD Candidate Research Assistant, Center of Family Enterprise Research Department of Management and Information Systems Mississippi State University Starkville, MS, 39759 & Research Fellow, China Institute for Small and Medium Enterprises College of Small and Medium Enterprises Zhejiang University of Technology E-mail address: hf133@msstate.edu Tel: (662) 617-9499 Education Ph.D., Management, Mississippi State University, 2010-Present, Starkville, Mississippi, USA...»

«Zusammenfassung der Ergebnisse des 1. Rankweiler BürgerInnen-Rat und Bürgercafé 03.-04. Februar 2012, Trausaal Gemeindeamt Rankweil 08. Feburar 2012, Bürgercafé, Haus Klosterreben, Rankweil Allgemeines Valentyna Kuen TeilnehmerInnen: Tobias Bechtold Margareta Maria Sturn Nikita Julia Grabher Franz Xaver Hotz Anna Rohrer Simon Nesensohn Benjamin Gilbert Helmut Czihak Prozessbegleitung: Sandra Rauch Annemarie Felder (Moderation) Andrea Metzler Stefan Lins (Moderation) Verena Jilek Lukas...»

«De Búrca Ra re Books A selection of fine, rare and important books and manuscripts Catalogue 117 Easter DE BÚRCA RARE BOOKS Cloonagashel, 27 Priory Drive, Blackrock, County Dublin. CATALOGUE 117 Easter 2015 PLEASE NOTE 1. Please order by item number: Armstrong is the code word for this catalogue which means: “Please forward from Catalogue 117: item/s.”.2. Payment strictly on receipt of books. 3. You may return any item found unsatisfactory, within seven days. 4. All items are in good...»

«A MAGYAR ORVOSOK ÉS TERMÉSZETVIZSGÁLÓK VÁNDORGYŰLÉSEI (1841 —1933) írta: SZŐKEFALVI-NAGY ZOLTÁN (Eger) U v t i z e d e k e n keresztül a hazai természettudományos élet egyik legfontosabb fóruma a Magyar Orvosok és Természetvizsgálók vándorgyűlés-sorozata v o l t. A hazai tudománytörténetírás mulasztása, hogy ezeknek a vándorgyűléseknek emlékét engedte feledésbe menni ahelyett, hogy kellő megvilágításba helyezve a tudomány történetének méltó...»

«VOL. 1 ISSUE 5 OCTOBER 2014 ISSN 2349-5650 LITERARY QUEST An International, Peer-Reviewed, Open Access, Monthly, Online Journal of English Language and Literature Indian English Short Story: A Reassessment Dr. Md. Equebal Hussain Associate Professor & Head, Department of English, M.S. College, Motihari, Bihar, India. Abstract Notwithstanding the ancient Indian tradition of story-telling as reflected in Katha Sarit Sagar, the Brihad Katha Manjari or the Panchtantra and the Jatak Tales, the short...»

«KING HENRY IV, SECOND PART by William Shakespeare Dramatis Personae RUMOUR, the Presenter. KING HENRY the Fourth. His sons HENRY, PRINCE OF WALES, afterwards King Henry V.THOMAS, DUKE OF CLARENCE. PRINCE JOHN OF LANCASTER. PRINCE HUMPHREY OF GLOUCESTER. EARL OF WARWICK. EARL OF WESTMORELAND. EARL OF SURREY. GOWER. HARCOURT. BLUNT. Lord Chief Justice of the King's Bench. A Servant of the Chief-Justice. EARL OF NORTHUMBERLAND. SCROOP, Archbishop of York. LORD MOWBRAY. LORD HASTINGS. LORD...»

«CINCINNATI SHAKESPEARE COMPANY PRESENTS: William Shakespeare was born in April 1564 in the English town of Stratford-upon-Avon. The son of John Shakespeare, a successful glove maker and public official, and Mary Arden, the daughter of a gentleman, William was the oldest surviving sibling of eight children. Throughout Shakespeare’s childhood, companies of touring actors visited Stratford. Although there is no evidence to prove that Shakespeare ever saw these actors perform, most scholars agree...»





 
<<  HOME   |    CONTACTS
2016 www.abstract.xlibx.info - Free e-library - Abstract, dissertation, book

Materials of this site are available for review, all rights belong to their respective owners.
If you do not agree with the fact that your material is placed on this site, please, email us, we will within 1-2 business days delete him.